Arşiv

Archive for the ‘Bilim’ Category

Bilkent ve ODTÜ En İyi 200 Arasında

       The Times gazetesinin sıralamasına göre dünyanın en iyi 5 üniversitesi ABD’de. Türkiye’den ise sadece iki üniversite listeye girebildi.

  
         Dünyanın en iyi 200 üniversitesini sıralayan yeni tabloda, en iyi üniversitelerin ABD’de olduğu görülürken, sıralamaya Türkiye’den de iki üniversite girdi.

        İngiltere’de yayınlanan Times gazetesinin öğretim, araştırma ve alıntı yapılan eserler gibi kıstaslara dayanarak hazırladığı Yüksek Öğretim Kurumları listesinde, başta Harvard olmak üzere ilk beş sırayı Amerikan üniversiteleri aldı.

        Değerlendirmede Türkiye’den Bilkent Üniversitesi yüzde 55,4 puanla 112. sırada gelirken, Ortadoğu Teknik Üniversitesi de yüzde 47,7 ile 183. sırada yer aldı.

Kategoriler:Bilim Etiketler:

“Fazla Düşünme” nin Zararları !

        İlk bakışta düşünmek bize zarar verir mi gibi söylemlerde bulunabilirsiniz.Ama neyi düşünme? Hayat ve kararları hakkında çok fazla kafa yoran insanların bellekleri zayıflıyor, depresyona eğilimli oluyor. İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre fazla düşünen insanlar zayıf bir hafızaya sahip. Bu kişiler daha kolay depresyona giriyor. 

       University College London’da yapılan çalışmada, bilim insanları, insanların bir konuda karar verirken ne kadar düşündüğüne bağlı olarak beyinlerinin hangi bölgelerinin ne kadar çalıştığını inceledi.

       Verdikleri kararlardan emin olan ve üzerinde tekrar tekrar düşünmeyen kişilerin beyinlerinin düşünmeden sorumlu bölge olan ön lobunda daha fazla hücre bulunduğu ortaya çıktı. Kararları ve hayat hakkında saplantı derecesinde düşünen insanların ön lobundaysa daha az hücre olduğu ve bu kişilerin depresyona yakalanma risklerinin daha yüksek olduğu tespit edildi.


Kaynak:Hürriyet

Kategoriler:Bilim Etiketler:, ,

ABD Ordusu Beyin Kontrolü Üzerinde..

        ABD ordusu teknolojinin imkanları zorluyor.Son günlerde gündeme düşen beyin kontrolü üzerinde çalışmaya başlamış.Filmlerde izlediğimiz yöntemlerin gerçek olmasını hem etik hem ahlak olarak uygun düşmemesi ile birlikte ABD ordusunun bu ilk çalışması değil son da olmayacaktır!!!

Haberin Ayrıntıları…

        Ordusunu daha güçlü ve caydırıcı göstermek için sürekli yeni savaş teknolojileri geliştiren Amerika bu sefer örneklerini bilim kurgu filmlerinde bile göremeyeceğiniz bir proje üzerinde çalışıyor.

       ABD ordusunun, en büyük silah ve teknoloji tedarikçisi olan DARPA beyin kontrolü üzerinde çalışmaya başladı.


       Bu Söze Karşı Gelmek İmkansız

        Bir süredir dedikodu olarak sürdürülen projenin gerçekliği Amerikan Savunma Bakanlığı’nın kendi blogunda bu teknolojiyi anlatmasıyla kanıtlandı. Askerleri, savaş alanında daha iyi yönetmek isteyen ABD ordusu yıllardır üzerinde çalışılan beyin kontrolü sistemini askerlere uyarlamaya hazırlanıyor.

        Bu sistemin temel ise Arizona State Üniversitesi’nde yıllardır devam eden bir araştırmadan geliyor. Nörolog William Tyler yaptığı araştırmalar sonucunda, insan beyninin sesötesi (ultrasound) dalgalara karşı zaafı olduğunu keşfetti.

        Tyler’ın elde ettiği verilere göre, insan beyni bu tarz düşük frekansta seslere karşı koyamıyor. Teknoloji sitesi ShiftDelete.Net’in haberine göre, DARPA bu sistemi miğferlerin içerisine yerleştirecek.

       Bu sayede sesi duyan askerler ise emirin içeriğine asla karşı gelemeyecek. Amerika bu sayede robotlardan farksız askerler alınacak…

Kaynak:haber7

Uzun Süre Bilgisayar Başında Oturanlar!

Teknolojinin gelişmesiyle bir çok kişi işlerini bilgisayar başında yapmaktadır.Saatlerce haraketsiz şekilde oturmalar sonucu çeşitli sağlık problemleri oluşabilmektedir.
Bilgisayar başında otururken unutmamamız gerekenler
Gün boyunca aynı işi ve hareketleri yapacak biçimde çalışmayın.
 
Her yarım saatte  bir 10-30 saniyelik aralar verin. Her 2 saatte bir monitörden
5 dakikalığına ayrılın. Ara verdiğinizde yerinizden kalkarak yürüyün.(Genellikle 5 dk ara sigara molası oluyor onuda yapmayalım içenler için!)
 
Oturma duruş biçiminizi zamanla değiştirin.
 
Çalışma alanınızı uygun duruşta çalışabilecek biçimde düzenleyin.
 
Oturma duruş biçiminizi zamanla değiştirin.
 
Bilgisayar sandalyesi için kollu ayarlanabilir olmasına dikkat edin.
Gerektiğinde kol, el bileği, el ayası destekleri kullanın.

Herhangi bir kas ya da ekleminiz ağrıdığında bunların çalışma biçiminizle
ilgili olup olmadığını araştırın.Gerekirse doktorunuza başvurun.


Çalışmaya başlamadan önce ve çalışırken ara sıra gerinin.
Boynunuzu düz veya hafif öne eğik tutun. Boyun ve omuzlar gevşek, rahat olmalıdır.
 
Otururken gövde ve bacak arası açı 90 ‘den, baldır ve bacak arası açı 60 ‘den büyük olmalıdır.

 
Otururken veya ayakta dengeli duruş biçimini koruyun.
 
Klavyeyle çalışırken kolların zemine kabaca paralel olmasına dikkat edin.
 
Aşağı, yukarı veya sağa sola bükülmüş durumda çalışmayın.
 
Yazma aralarında kollarınızı kol desteği üzerinde dinlendirin.

Düzenli egzersizi alışkanlık haline getirin.
Her iki ayak yere veya ayak desteğine basıyor konumda olmalıdır.
 
Ağırlığın bütünüyle dağılmış olmasını sağlayın, sandalye ve sırt desteğine tam olarak oturun.
 
Diz ve bacaklarınız çalışma masasının altına rahat girecek şekilde masa kullanın.
Monitör görüş çizgisinde veya daha aşağıda olmalıdır.
 
Ara sıra ufka ya da uzaktaki nesnelere bakarak gözlerinizi dinlendirin.
 
Yılda bir kez gözlerinizi muayene ettirin.Erken teşhis önemlidir.

 


Beyin Sinyallerinde “Sözcükleri” Gördüler

        Amerikalı bilimciler, bazı sözcüklere denk gelen beyin sinyal dizilerini ayırt etmeyi başardı.
        Konuşurken beynin ürettiği sinyaller çözümlenerek ‘sözcük’ bazında farklılıklar belirlenebildi. Teknik tamamen geliştirildiğinde, değişik nedenlerle ses çıkaramayan hastalar elektronik ses kullanarak konuşabilir hale gelebilir.

        Utah Üniversitesi’nden bilimciler, beyin sinyallerini ‘okuyarak’ sözcükleri ayırt etmeyi başardı. Gönüllülerin beynine yerleştirilen sensörlerden toplanan verileri analiz eden araştırma ekibi, deneğin yüksek sesle okuduğu “evet’, “hayır’, ‘aç’ gibi 10 basit sözcüğün oluşum aşamasında beyinde yaratılan sinyalleri kaydetti.


        Sinyaller arasındaki farkılılıkları derleyen ekip, böylece hangi beyin sinyal dizisinin hangi sözcüğe denk geldiğini tespit etti. Uzun yıllar boyunca sürecek araştırma sonucunda, konuşmaya ilişkin fiziksel becerilerini yitirmiş felç hastalarının e-ses kullanarak iletişim kurması sağlanabilecek.

        Öte yandan sözcük ve cümlelere ilişkin beyin sinyal dizilerinin belirlenmesi, hukuki sonuçlar da doğurabilir. Zira sözkonusu teknoloji, şimdilik teorik açıdan olda da, kişilerin ‘aklından geçeni okuma’ gibi yetenekleri de beraberinde getirebilir.

        Bilim dünyası, daha önce, beyin sinyalleriyle bilgisayara bağlı robotik organları hareket ettirmeyi başarmıştı.

Kaynak:ntvmsnbc
Kategoriler:Bilim Etiketler:, ,

Karanlıkta TV İzlemeyin

Artık her evde birden fazla rastladığımız TV nin karanlıkta seyredilmesi ciddi raharsızlıklara sebep olabilir.

Özel bir hastanenin Başhekimi Uzman Dr. Dursun Bostancı, her yaş gurubundaki insanların aydınlatılmış mekânda televizyon izlemeleri gerektiğini kaydetti.
 
Bostancı, yaptığı açıklamada, karanlıkta televizyon izlemenin sağlıklı olmadığını vurguladı.
Bu durumun öncelikle göze zarar verebileceğini ifade eden Bostancı, “Karanlıkta televizyon izlemek sürekli yanıpsönen bir ışığa bakmaktan farksızdır. Ayrıca her çeşit renkte saniyeler içerisinde değişiyor. Kanal değiştirirken zifiri karanlık ve hemen arkasından parlak aydınlık göze en büyük zararı verdiği andır. Göz bu duruma uyum sağlamak için zorlanıyor yorgun düşüyor. Göz sağlığı açısından bu durum son derece zararlıdır. Göz sinirlerinin yıpranmasına sebep olur. Ayrıca görme kusurlarına sebep oluyor.” dedi.
Özellikle Çocuklar Karanlıkta Televizyon Seyretmemeli Uzman Doktor Bostancı, “özellikle çocuklara kesinlikle karanlıkta televizyon izletilmemelidir. Onların gözleri daha hassas olacağından daha çok etkileneceklerdir.” uyarısında bulundu.


Epilepsi Hastalığını Tetikliyor

         Karanlıkta sürekli yanan sönen ışığa maruz kalanlarda epilepsi hastalığının daha sık görüldüğü dile getiren Bostancı, uzun süre karanlıkta televizyon izlemenin ve bunu alışkanlık haline getirmenin hastalığı tetikleyebileceğinin altını çizdi.

          “Sara (epilepsi) Hastaları Zapping’den (kanal değiştirme) Kaçınmalı ve Bilgisayardan da Uzak Durmalı”
Sara hastalarına kesinlikle karanlıkta televizyon izlememeleri gerektiği konusunda telkinde bulunduklarını anlatan Bostancı şu bilgileri verdi:

         “Sara hastalarına iyi aydınlatılmış mekânlarda televizyon izlemelerini öneriyoruz. Ayrıca sık sık kanal değiştirmemeleri konusunda uyarıda bulunuyoruz. Karanlıkta sürekli yanıp sönen ışığa maruz kalmak sara nöbetlerini tetikliyor ve sık sık tekrarlanmasına sebep oluyor. Bu sebeple sara hastalarına kesinlikle karanlık ortamda televizyon izlememelerini ve hatta bilgisayarda çalışmamalarını söylüyoruz.”

Kaynak:trt

Kategoriler:Bilim Etiketler:, ,

Teknoloji Bağımlılığı Tehdit Ediyor

         Gençlerde teknoloji bağımlılığının Türkiye için ciddi sorun oluşturduğu iddia edildi.

         Balıklı Rum Hastanesi Anatolia Klinikleri Şefi Prof. Dr. Mansur Beyazyürek, teknoloji ürünlerinin yarattığı bağımlılık nedeniyle kendisine gelen vaka sayısında son 3 yılda ciddi bir artış yaşandığını belirterek, ”Özellikle gençlerde teknoloji bağımlılığının yaygın olmasının Türkiye için çok ciddi bir sorun olduğunu düşünüyorum” dedi.

        Beyazyürek, son yıllarda gelen hasta yakınlarından en çok duyduğu sözün ”Oturup kalkmıyor” olduğunu belirterek, şöyle konuştu: 

        ”Bilgisayarın, televizyonun başına oturup kalkmayan, saatlerini, günlerini bu şekilde harcayan insanların sayısı her geçen gün artıyor. Bilgisayara, televizyona bağlanıp duruyorlar. Ellerinden cep telefonlarını düşürmeyen, resim çeken, telefonundan internete girenler de oturmadan bağlananlar. Özellikle son 3 yılda teknolojik ürünlere bağımlılık nedeniyle gelen vaka sayısında ciddi bir artış var. Bunların çoğunluğunu bilgisayar oyunları ve internet bağımlıları oluşturuyor. Diğer meslektaşlarıma giden vaka sayısında da artış vardır mutlaka. Ancak Türkiye’de bu konuda yapılmış bilimsel bir çalışma bulunmuyor.” 
       Birçok insanın, hayatına giren teknolojik ürünlere ulaşamadığı zaman kendini rahat hissetmediğini belirten Prof. Dr. Beyazyürek, şöyle devam etti:
        ”Maddenin değişken soğuk cazibesi insanı kendine öyle bağlıyor ki onsuz olamamayı yaşıyoruz. Size artık teknoloji, hiçbir şekilde duygudan düşünceden filan bahsetmiyor. Size sadece ‘madde sizi rahatlatır’ mesajı veriyor. ‘Buzdolabı diyor, iki katlı diyor, derin donduruculu diyor’. Buzdolabı bir madde, o maddenin özellikleri ne kadar fazla olursa sanki siz o kadar mutlu olacaksınız gibi mesaj veriliyor. Sana sunulan seni bir süre sonra esir alıyor. Teknoloji ürünleri hayatınıza ne kadar çok girerse onlara bağımlılık da o kadar artıyor. Bugün cep telefonunuzu evde unutsanız, eroin kullanan birinin eroin bulamadığındaki ruh halini yaşarsınız.” 
        Türk toplumunun mevcut yapısının telkine ve yönlendirmeye açık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Beyazyürek, bu nedenle piyasaya çıkan teknoloji ürünlerinin hızla ve bilinçsizce tüketildiğini savundu.
Prof. Dr. Beyazyürek, ”Mesela Türkiye’de herkesin evinde televizyon vardır. Ekonomik gücü en zayıf kişilerin bile evinde televizyon bulunur. Televizyonsuz ev düşünemezsiniz. Ben bir süre Paris’te yaşadım, orada televizyonu olmayan üniversite hocaları gördüm. Televizyona ihtiyaç duymuyor bu kişi. Hayatını başka şeylerle dolduruyor ve televizyonu gereksiz buluyor” diye konuştu.
GENÇLERİN EĞİTİMLERİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR
Özellikle geleceği hazırlayacak olan çocuk ve genç popülasyonun bilgisayar, play station, cep telefonu gibi teknoloji ürünlerinden mümkün olduğunca uzak yetiştirilmesi ve eğitilmesi taraftarı olduğunu belirten Prof. Dr. Beyazyürek, gençlerin ve çocukların teknoloji bağımlısı olmasının alacakları eğitimi de ciddi şekilde olumsuz etkilediğini, aynı zamanda yetişkin olduklarında mutlu bir birey olmalarını da engellediğini kaydetti. 
Prof. Dr. Beyazyürek, şunları söyledi:
        ”Bu tür bağımlılıklar arttıkça insanı insan kılan temeldeki biyopsikososyal özellikler ciddi şekilde zarara uğruyor. Farklı düşünen, sosyallikten, duygulardan bahsederken farklı dil konuşan bir toplum oluşuyor. Bu oluşumdaki bireyler genellikle engellere dayanıksız, hoşgörüsüz, empati kuramayan kişiler olarak ortaya çıkıyorlar. Bilgisayarı bozulan, internet erişimi aksayan, cep telefonu kaybolan, kablolu TV’sinde yayını bozulan insanlarla diyalog kurmayı deneyin, tıpkı bir madde yoksunluğundaki bireyin özelliklerini taşıyorlar. Huzursuz, sıkıntılı, öfkeli ve mutsuz. Özellikle bu ‘oturup kalkmamanın’ sonuçları daha ürkütücü. Kilo almaktan tutun, hareketsizliğe bağlı birçok fiziksel hastalığa davetiye çıkaran bir durum. Sosyal olaylardan, sportif aktivitelerden uzak insan ne kadar kendine güven duyar, ne kadar kendiyle barışık, ruhsal açıdan sağlıklı bir birey olabilir ki?”
        Kendisine başvuran bir babanın, 2 çocuğunun başarılı bir eğitim hayatları varken bilgisayar oyununa bağımlı olmalarından sonra eğitimlerini noktaladıklarını anlattığını belirten Prof. Dr. Beyazyürek, ”Özellikle gençlerde, çocuk dediğimiz yaşta gençlerde teknoloji bağımlılığının yaygın olmasının Türkiye için çok ciddi bir sorun olduğunu düşünüyorum. Ne yapıp yapıp çocukları 10 yaşına kadar internetten ve bazı teknoloji ürünlerinden uzak tutalım. Bu durum iki ucu sivri kılıç gibi, teknoloji ürünlerini bilinçli ve doğru kullanabilirsen faydalı. Ancak bilinçsiz kullanımı çok tehlikeli” dedi.
Eskiden bahis oyunları ve kumarın oynanabilmesi için beli mekanlara gidilmesi gerektiğini, teknolojik imkanlarla artık neredeyse herkesin evinde oturduğu yerde bu tür oyunları oynayabildiğini dile getiren Prof. Dr. Beyazyürek, ”Teknolojik imkanlar kumar gibi bağımlılık yapıcı olayları daha çok kamçılıyor” şeklinde konuştu. 
Teknoloji bağımlılarına uygulanan tedavi ile uyuşturucu bağımlılarına uygulanan tedavinin benzer olduğunu ifade eden Prof. Dr. Beyazyürek, ancak teknoloji bağımlılarının tedavisinin daha umut verici olduğunu sözlerine ekledi.
Kaynak:ntvmsnbc