Arşiv

Posts Tagged ‘Teknoloji Haber’

New York “Kıyamet Binaları” Projesi

        İki genç Türk mimarın fütüristik ‘kıyamet’ binaları, ünlü popüler bilim dergisi Popular Science’ın kapak konusu oldu.Şehrin sular altında kalması durumunda New Yorkluları kurtaracak projeye göre, 2.5 milyon insan, 70 metre yükseklikte kübik evlerde yaşayacak.

        Proje, bilim insanlarının öngördüğü üzere 2080 yılında denizin yükselip New York’u sular altında bırakması senaryosuna dayanıyor. Bu öngörülerek üretilen projeler arasında iki genç Türk mimarın eseri ‘City(E)Scape (Şehirden Kaçış) dikkat çekiyor.

        Sinan Günay 1986 doğumlu ve İTÜ mezunu genç bir mimar. Günay ile aynı yaşta olan Mustafa Bulgur da İTÜ mezunu. Hürriyet gazetesine konuşan Günay, “Bizimkisi iddialı ve spekülatif bir projeydi. Bir tür bilimkurgu gibi. Dolayısıyla, Populer Science gibi bir derginin bizim projeyi kapağına taşıyacağını ummuyorduk” dedi. 


        Günay-Bulgur ikilisinin projesi, New York’ta gökyüzüne yerleştirilecek 600 bin prefabrik ev öngörüyor. Amaç, 2.5 milyon insanın her türlü ihtiyacını karşılayarak yaşayabilmesi. Günay ve Bulgur anlatıyor: “Söz gelişi, 2080’de sıcaklık çok artacağı için ısıyı enerjiye dönüştürecek sistemler öngördük. Su ihtiyacı da denizden karşılanacak. Evler bir anlamda sığınak olacak. Zaten gelecekte New Yorkluların minimum hacimlerde yaşamak zorunda kalmaları büyük olasılık. Bu nedenle bütün birimleri kendine yetecek şekilde tasarladık. Fazla su ve elektriği de paylaşacaklar.”

        75 metrekarelik evler çok hafif titanyum levhalardan yapılacak, yine çok hafif karbon nanotüplerle ve güçlü elektro mıknatıslarla birbirine tutturulacak. Her ünitenin kendine ait ‘tarım modülü’ olacak. Bu modüllerde sebze ve meyve yetiştirilecek. Bir su tankı 20 bin litre içme suyu taşıyabilecek. Tankın içindeki mekanizma, denizden çekeceği suyu tuzundan arındırarak içme suyu haline getirecek. Kablolara asılı evler, bütün ihtiyaçlarını kendileri karşılayabilecek donanıma sahip olacak. 


Kaynak:ntvmsnbc
Reklamlar

En Büyük Rüzgar Santrali

        Günümüz zamanında enerjinin ne denli önemli olduğunu vurgulamaya gerek yok.Artan petrol fiyatları, ucuz denilen doğalgazın günden güne pahalılanması.Yeterli derecede doğal  enerji kaynaklarımızın olmaması bizim ülkemiz için rüzgar türbinlerine çekmesi lazım.Denizde kurulan en büyük rüzgar santrali haberine gelince…      
        Denizde kurulan en büyük rüzgar santrali faaliyete geçiyor. Santral 250 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayacak.

        100 türbinlik santralin, yaklaşık 250 bin hanenin enerji ihtiyacını karşılayacak kapasitede olduğu belirtiliyor.

        Kıyıdan 12 kilometre açıkta inşa edilen santralin türbin sayısı dört yıl içerisinde 341’e çıkarılacak. 115 metre yüksekliğindeki türbinler 35 kilometrekarelik bir alana yayılıyor.  


        Ada ülkesi olduğu için bir hayli yüksek rüzgar potansiyeline sahip bulunan İngiltere, son yıllarda bu santrallere ciddi yatırım yapıyor.

       İngiltere’de halen 12’si denizde olmak üzere, 262 rüzgar enerjisi santrali var. Toplam 1909 türbine sahip olan santraller İskoçya’daki tüm hanelerin enerji ihtiyacını karşılayabilecek kadar enerji üretiyor.

       Ancak çevreciler, İngiltere’nin yenilenebilir enerji üretimine yaptığı toplam yatırımın halen çok düşük olduğu inancında.

       Uzmanlar ayrıca sadece rüzgar enerjisine odaklanıp diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtiyor.


Kaynak:ntvmsnbc

F Klavye Kullanımı Gitgide Azalıyor!

        Türkçeye en uygun klavye olarak bulunan F klavye son zamanlarda kullanımı iyice azalmış durumda.Bende dahil bir çok kişi deneyip yararını dahi anlamadan “F klavye” zor, nasıl yapacağız gibi söylemlerde bulunuyoruz.
    
        Uzmanlar, Türkçe hızlı yazmaya en uygun klavye olan ancak kullanım oranı yüzde 10’lara gerileyen F klavyenin yaygınlaşmasının önemine işaret etti.

        Türkiye Bilişim Derneği eski yönetim kurulu üyesi Serdar Bilecen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünya genelinde Latin harflerini kullanan 4 klavyeden birinin F klavye olduğunu bildirdi.

        Arap, Çin ve Kiril gibi alfabeler için özel klavyelerin bulunduğunu anlatan Bilecen, Türkçe F klavyenin ise Latin alfabesini kullanan özel olarak tasarlanmış 4 klavyeden biri olduğunu belirtti. Bilecen, İngilizce için geliştirilmiş İngiltere ve ABD menşei iki klavye ile Alman dili için geçerli olan bir klavyenin dışında F klavyenin 3. bir dil için icat edildiğini kaydetti.

       İngilizce için üretilen Q klavyenin daktilo kullanılan dönemlerde harflerin birbirine karışmasıyla oluşan kitlenmelerin önüne geçmek üzere üretildiğini, ancak hızlı yazıma uygun bir klavye olmadığını belirten Bilecen, ”Q klavye, İngilizcede yavaş yazmak için üretilmiş bir klavye. O dönemlerde daktilolarda birbirine yakın tuşlar olması nedeniyle kitlenmeler yüksekti. Sık kullanılan harflerin birbirinden uzaklaştırılması için Q klavye ortaya çıktı. Bu nedenle Q klavye, hızlı yazma için verimli değil, aksine çok verimsiz bir klavyedir” dedi.

       F klavyenin ise 1955 yılında bir standart haline dönüştürülerek yoğun olarak kullanıma alındığını bildiren Bilecen, ancak giderek yaygınlığının azaldığını anlattı.
 
TÜRKİYE 10 YILDA F KLAVYEYİ KAYBETTİ

        Son 10 yılda Q klavyenin, tüm klavyelerin yüzde 90’ını oluşturduğunu belirten Bilecen, ”F klavye oranı ise yüzde 10 dolayında kaldı. Türkiye, hızlı yazıma çok uygun verimli bir standart olan F klavyeyi son 10 yıldır kaybetmiş durumda” diye konuştu.

       Bilecen, önümüzdeki dönemde okullarda F klavye standardının yeniden getirilememesi durumunda bu klavyenin yakın zamanda ortadan kalkacağını belirterek, şöyle konuştu:

       ”F klavyenin yaygın kullanılması, Türkçe hızlı metin yazma, verimli metin yazma açısından doğru olandır. Çok hızlı yazanlar için F klavyede dakikada 100 kelime yazılıyorsa Q klavyede bu hız yarıya düşer. F klavyenin, Türkçenin harf ve kelime diziliş yapısına uygun olduğu bilimsel olarak da tespit edildi. Sürekli Türkçe yazan ve hız gerektiren mesleklerde, F klavye kullanımı büyük fark yaratır. Türkiye, F ile klavye hızında dünyada en yüksek başarıları kazanan ülkelerin başında geliyor. Dünya şampiyonları hep Türkiye’den çıkıyor. Bu şampiyonalarda tüm yarışmacılar kendi klavyesini kullanıyor.”

       F klavye kullanımının yaygınlaşması için küçük yaşlarda alışkanlık kazandırılması gerektiğine işaret eden Bilecen, ilköğretim okullarından itibaren F klavye eğitimine başlanması durumunda 10 yıl içinde istenen kullanım oranının yakalanabileceğini belirtti.

       Bilecen, ”Dünyada kendi klavyesini yaratmış 4 ülkeden biri olan Türkiye, F klavye ile dilimize ve on parmak kullanımına en uygun klavyeyi yaratmıştır. F klavye için farkındalık yaratılmalı ve çok geç kalınmamalı” diye konuştu.
 
AVRUPA VE ABD YÜZDE 85 ON PARMAK KULLANIYOR, TÜRKİYE’DEKİ ORAN YÜZDE 4

       Uluslararası Bilgi İşlem Federasyonu Türkiye Temsilcisi ve 1969, 1971 yıllarında Uluslararası Daktilo Klavye Şampiyonasında dakikada 113 kelime yazarak birinci olan Seçkin Köse ise açıklamasında, gençleri F klavye üzerine yetiştirip uluslararası yarışmalara götürdüklerini anlattı.

        F klavyenin Türkçenin yapısına en uygun klavye olduğunu vurgulayan Köse, ”F klavyede, en güçlü parmaklara en sık kullanılan harfler yerleştirilmiştir. Sol ele sesli harfler, sağ ele sessiz harfler. En kuvvetli parmaklar olan işaret parmakları en sık kullanılan harflere basar. Bu sistem dünyanın ender sistemlerinden biridir” dedi.

       Avrupa ve ABD’de bakmadan 10 parmak klavye kullanıcılarının yüzde 85 oranında olduğunu, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 4 olduğunu bildiren Köse, ”On parmakla bakmadan F klavye ile yazı geliştirilmeli. Böylelikle zamandan büyük tasarruf sağlanmış olur” diye konuştu.

       Köse, 1995 yılından beri Türkiye’de F klavyenin yaygınlaşması için çalışmalar yürüttüklerini, yakın zamanda ise Milli Eğitim Bakanlığını, Sanayi Bakanlığını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını ve TOBB’u ziyaret ederek bir öneri sunduklarını dile getirdi. İlkokullardan başlayarak gençlerin ve çocukların on parmakla F klavyeyi öğrenmelerinin teşvik edilmesini istediklerini bildiren Köse, ”Hangi klavyenin verimli olduğu tartışması bitmiştir. Bilimsel ve teknolojik olarak F klavyenin yaygınlaştırılmasının başarılması gereklidir” dedi.

Kaynak:AA

Kategoriler:Teknoloji Haber Etiketler:,

Tübitak’tan Tersine Beyin Göçü İçin Kampanya

        Tübitak, Türkiye kökenli beyin gücünü yurda döndürmek için Aralıkta ABD’ye çıkarma yapacak.
        ”Destination Turkey” sloganıyla düzenlenecek büyük çaplı etkinlikte, AB ve TÜBİTAK fonlarıyla ülkeye geri dönmesi hedeflenen süper beyinlere, Türkiye’nin üniversite ve sanayi kuruluşlarının imkanları sunulacak.

        AB fonlarıyla bugüne kadar 100’e yakın Türk araştırmacı yurda döndü; etkinlikle yüzlerce süper beynin daha ülkenin stratejik araştırmalarında çalışması bekleniyor.

       Etkinlik, Avrupa Komisyonunun, tersine beyin göçü amacıyla ABD’de destek vereceği programların ilki olma özelliği taşıyor. 

       TÜBİTAK 7. ÇP Ulusal Koordinatörü Okan Kara, AB Komisyonu’nun ”Araştırmacıların Dolaşımı” fonu kapsamında araştırmacılara sağlanan maddi ve diğer imkanların elverişliliği sayesinde şu ana kadar 96 Türk araştırmacının yurda döndüğünü bildirdi.

      TÜBİTAK’ın bu yıl içinde başlattığı ”Doktora Sonrası Geri Dönüş Burs Programı” ile bilim insanları için cazip imkanlar sağlandığına işaret eden Kara, buna göre ilgili alanlarda doktorasını tamamlamış olanlar, halen yurt dışında ikamet edenler ve alanıyla ilgili bir işte en az 2 yıl çalışanların, Türkiye’de araştırma yaptıklarında TÜBİTAK’tan aylık 2 bin 750 TL burs alabileceğini anımsattı.

TÜBİTAK, SÜPER BEYİNLERİNİ ABD’DEN TOPLAYACAK
        Okan Kara, Türkiye’nin, 2007-2010 yılları arasında, tersine beyin göçünü teşvik eden AB fonlarından en fazla yararlanan 2. ülke olduğunu bildirdi. Program kapsamında, çoğunluğu ABD’den dönüş yapan Türk araştırmacıların genellikle üniversitelerde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Kara, şunları kaydetti:

        TÜBİTAK olarak Avrupa Komisyonu ile ortaklaşa, yurda dönen Türk araştırmacıların sayısının arttırılması için bu yılın Aralık ayında ‘destination Turkey’ sloganıyla ABD’de Türklerin yoğun olarak yaşadığı Boston, California, Michigan gibi eyaletlerde büyük çaplı etkinlik düzenleyeceğiz.

        Etkinliğe Türkiye’den araştırmacı istihdam edecek kuruluş temsilcileri ile Türk üniversiteleri, araştırma kuruluşları ve sanayi kuruluş temsilcileri katılacak. Biz bu etkenlikte sanayi kuruluşlarını ön plana çıkarmak istiyoruz. Bunu AB Komisyonu ile birlikte planlıyoruz.

        Etkinliğin, Avrupa Komisyonu tarafından desteklendiğini de bildiren Kara, Komisyon, ilk kez Avrupa dışında tersine beyin göçü için ilk kez büyük bir etkinlik düzenliyor ve bunu da Türkiye ile başlattı. Bu nedenle çalışmamız diğer ülkelere de örnek teşkil edecek’ dedi.
Kaynak:ntvmsnbc

iphone’u Üreten Adam İtiraf Etti

        Dünyanın en büyük elektronik üreticisi Çinli Foxconn’un patronu Gou, 11 işçisinin intiharından sonra ilk kez Batı basınına kapılarını açtı.

         Dünyanın en büyük elektronik üreticisinin patronu ilk kez Batı basınına konuştu. Fabrikalarında meydana gelen intihar olaylarını başlarda fazla ciddiye almadığını itiraf eden Foxconn CEO’su Terry Gou, “ancak dördüncü intihardan sonra birşeyler yapmam gerektiğini anladım” dedi.

        Bloomberg Business Week dergisine özel demeç veren elektronik devinin kurucusu ve patronu Gou, dördüncü değil ama geçen Mayıs ayında dokuzuncu işçinin yatakhane penceresinden ölüme atlamasından sonra geniş çaplı önlemler almaya başladığını söyledi. 
Derginin aktardığına göre, ‘işçilerin düşük ücretlerle çalışıp fabrika yatakhanelerinde uyuduğu’ firma, son bir yıl içinde 11 intihar olayına sahne olunca, Batılı tüketicinin ve sivil toplum örgütlerinin gözlerini üzerine çekti. Batılı işverenler, Foxconn’a inanılmaz derecede ucuza ürettirdiği cihazlarının ‘asıl’ maliyetinin çok daha fazla olduğu konusunda korkuya kapılarak firmayı sorgulamaya başladı. Elbette Batı basınıyla birlikte. 

         Başta Apple olmak üzere yabancı müşterilerinin baskılarına dayanamayan Gou, intihar olaylarının artması üzerine önce işçilerin maaşlarını ikiye (ayda 176 dolara) katladı. Ardından mesai saatleri dışında fabrikalarında sosyal ve kültürel faaliyetler düzenletmeye başladı. Bugün 20 fabrikanın tümünde tam teşekküllü psikolojik danışmanlık merkezleri bulunuyor. Son önemli adım olarak da, firma tarihinde ilk kez bir Batılı PR (halkla ilişkiler) ajansıyla, New York merkezli Burson-Marsteller ile anlaştı.

       Yaklaşık 35 yıllık geçmişi olan Foxconn, Çin’in farklı yerlerinde 20 dev fabrikada toplam 920 bin, dünya genelinseyse 1.1 milyon işçi çalıştıran bir imparatorluk. Firma, IBM, Cisco, Microsoft, Dell, Nokia, Sony, Hewlett-Packard ve tabi Apple’a üretim yapıyor. Örneğin bugün herkesin beğenerek kullandığı iPhone 3GS ve 4 modelleriyle Sony PlayStation konsollar Foxconn tarafından üretiliyor.
        
       Dergi, Gou’nun yükselişini de şu sözlerle aktarıyor: “Askerlikten sonra lojistik memuru olarak çalışırken ‘geleceğin ihracatının elektronik ağırlıklı olacağını’ gördü Gou. İlk işini annesinden aldığı 7 bin 500 dolar krediyle 1974’te Taipei’de kurdu ve siyah-beyaz televizyonlar için kanal değiştirme düğmeleri imal etmeye başladı. İlk müşterisi de Chicago merkezli Admiral TV firmasıydı. Onu RCA, Zenith ve Philips izledi.
       Ancak Foxconn’un asıl sıçraması, 1980’de Atari 2600 oyun konsolu için konektör üretmeye başlamasıyla oldu. Onu Japon ve Amerikalı firmalar için çeşitli elektronik cihaz bileşenlerinin üretimi izledi. Zaman içinde ABD’de iştiraklere yatırım yapan Gou’nun bugün kişisel serveti 5.9 milyar dolar civarında.
iPod, PlayStation, HP bilgisayar gibi ürünlerin neredeyse tamamının montajını yapan Foxconn, yıl sonunda Türkiye’de de HP ile ortak olarak ilk fabrikasını açacak.
Kaynak:ntvmsnbc

 

Kategoriler:Teknoloji Haber Etiketler:,